22 Mart 2016 Salı

Huzura ermenin en kısa yolu

Soru: Stresten uzak kalmak ve huzura ermek için kısa ve pratik bir yol var mı?
Cevap: Sıkıntıdan feraha giden yolun en kısa ve vurucu reçetesi Kuran'dadır. Kısa surelerden olan İnşirah Suresine bakalım: 
1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? 
2. Yükünü senden indirip atmadık mı? 
3. Ki o yük senin belini bükmüştü. 
4. Senin şanını yüceltmedik mi? 
5. Elbette her zorluğun yanında bir kolaylık vardır. 
6. Gerçekten de her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. 
7. Öyle ise boş kaldın mı hemen başka bir işe koyul. 
8. Ve (her zaman) yalnızca Rabbine yönel.
İşte adı 'ferahlık' anlamına gelen İnşirah suresinin son iki cümlesinde sorunun cevabı görünüyor:
"Öyle ise boş kaldın mı hemen başka bir işe koyul. 
Ve (her zaman) yalnızca Rabbine yönel."
İlk emir şuna işarettir ki: 
İnsan hareket ve mücadele için yaratılmış, gerilim içeren bir varlıktır. O yüzden ancak ciddi bir işle meşgul olup yorulunca gerilimini boşaltıp rahatlayabilir.
Nitekim "Mutlu insan, mutlu olup olmadığını düşünecek vakti olmayan insandır." denilmiştir. Zira ne kadar sağlıklı ve mutlu olsanız da, durup kendinizle uğraşmaya başladığınız an mutlaka bazı eksikler görür, sorunlar üretirsiniz. Oysa hedefi uğruna sürekli bir koşturmaca içinde olan kişinin öyle ufak şeylerle uğraşmaya fırsatı olmaz.
Örneğin çarşıda amaçsızca dolaşıyorsanız, "Bu adam omuzuma niye çarptı? Karşıdaki bana neden baktı?" vs. demeniz mümkündür. Ama bir yere yetişmek için hızla yürüyorsanız bunların hiçbiri dikkatinizi çekmez.
Meslek hayatımda şunu açıkça gördüm ki, insanlar zorlu dönemlerde hastalanmıyorlar. Tersine, zorluklar bitip rahata erdiklerinde bunalıma giriyorlar. En fazla psikiyatrik rahatsızlık da boş oturan emeklilerde görülüyor. Zaten o yüzden hastalarıma 'mezarda emeklilik' öneriyorum. (Meslek dışında da yoğun uğraşları olanlar istisna.)
İkinci tavsiye olan "Ve (her zaman) yalnızca Rabbine yönel." ise şuna işaret olsa gerektir ki: Dünyanın karmaşası, koşturmacası insanın kalbini, zihnini dağıtır. Her şeyden etkilenen ve her şeyi isteyen insan, neye el atacağını bilemez, bir kaos içinde kalır. Üstelik yöneldiği ve bağlandığı her şey geçicidir ve eninde sonunda elinden çıkacaktır. Kaybedeceğini bile bile sevmek, elinden çıkacağını bile bile sahiplenmek ise onulmaz bir yaradır.
İşte böyle bir insana huzur verecek olan, her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtarı yanında, her yerde hazır ve nazır olan Rabbine yönelip, imandaki huzuru bulmaktır. Sadece onun rızasını düşünmek, başkalarından beklentilerini sıfırlamaktır. Her yaptığını sadece onun rızası için yapmak, şunu-bunu değil, sadece o'nu memnun etmeyi hedeflemektir.
Zaten tek gerçek ilah odur. Başkalarının eliyle geliyor gibi görünen şeyler, gerçekte ondan gelir. Ondan başka istenmeye değecek, yoktur. Ondan başka bize sonsuza dek eşlik edecek de yoktur. Öyleyse ona teslim olmak, tüm benliği ile ona yönelmek, sadece ona kul olmak lazımdır.
Bütün bunların tek bir cümlede özetini isteyenler ise Fatiha suresindeki meşhur ayeti okuyabilir: 
"Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz."